Make your own free website on Tripod.com
Özgeçmiş
Tiyatro
Jeoloji
Arkeoloji
Fotoğraf
Şiir
Kendi Sesimden Şiirler
Jeolojik Bilgiler ve Jeolojik Zaman Tablosu
İzmir'in Jeoloji ve Deprem Haritaları
Son Değişikliklerle İmar Yasası ve Diğer Yönetmelikler
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Linkler

eylem@veezy.com
Bana her konuda yazabilirsiniz...

Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri


SiteRehberi.com Populer100

ARKEOLOJİ

Jeolog olmasaydım çok iyi bir arkeolog olabilirdim herhalde. Tarihe, mitolojiye, heykele ve antik mimariye duyduğum ilgiden olsa gerek arkeolojiye büyük merak duyuyorum.

Bu anlamda oldukça şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz. Üzerinde bulunduğumuz bu topraklar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Hatta çağdaş yaşamın kurallarını düzenleyen kavramlar (örneğin demokrasi, senato, bilim vs.) yine bu topraklarda kurulan şehirlerden ve uygarlıklardan dünyaya yayılmış. Böyle olunca tabi, arkeolojiye ilgi duymamak elde değil.

Eski Mısır, Eski Yunan, Roma ve Orta Amerika uygarlıklarından İnka, Maya ve Astek uygarlıkları ilgimi çeken uygarlıkların başında geliyor. Az önce de belirttiğim gibi bu coğrafyada yaşamış, özellikle de Batı Anadolu'da kurulan İonya, Karya, Kilikya, Likya, Lidya ve Frigya uygarlıkları ile bu uygarlıkları derinden etkilemiş olan Hellen, Pers ve Roma uygarlıkları hakkında her geçen gün daha fazla şey öğrenmeye çalışıyorum.

Örneğin bugüne kadar Efes, Teos, Priene, Didyma, Sardis ve Afrodisias antik kentlerini gezme ve inceleme imkanı buldum (bkz. fotoğraf albümü). Pergamon, Magnesia, Miletos, Assos ve Truva kentleri de ilk fırsatta görmek istediğim yerlerin başında geliyor.

Günümüzden binlerce yıl önce insanoğlunun ulaşmış olduğu ihtişam ve yaşam standardı beni her zaman hayrete düşürmüştür. Yunanistan'dan MÖ 1050'de göçmenlerin gelmeye başladığı, bugünkü görünümünü MÖ 300'de Büyük İskender'in komutanlarının kazandırdığı Efes'te bulunan, bundan yaklaşık 2300 yıl öncesine ait 24 bin kişilik tiyatro antik çağın en büyük tiyatrosuydu. Helenistik dönemde şehir nüfusunun 200 bin olduğu düşünülürse böyle bir yapıdan etkilenmemek mümkün değil.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, MÖ 334-250 yılları arasında ününü dünyaya duyurmuştur. Yağma, deprem, yangın gibi nedenlerle yedi defa yıkılıp yapılmıştır. İon tarzı büyük sütunlarla çevriliyken bu gün sunak yerinden başka bir şey kalmamıştır. Dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı olan Artemis Tapınağı'nın kalıntıların bir kısmı Londra'daki British Museum'dadır.

Şimdiki tapınak Hellenistik Dönem'e aittir. Tek tanrılı dinlerin insanları gibi tapınan Efesliler Artemis'in bünyesinde pek çok tanrının gücünün birleştiğine inanıyorlardı. 105 x 55 m alanda kurulu olup, yüksekliği 17,65 m olan tapınak 127 sütunludur. Sunak yerine 13 basamakla çıkılmaktadır. Tapınaktaki heykeller, yarışmalarda seçilerek konulmuştur. Cephedeki 36 sütun Lydia Kralı Kroisos tarafından hediye edilmiştir. Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı hemen yanıbaşımızda duruyor, kaç kişi gidip görmüştür acaba?!

Bence herkesin binlerce yıl öncesinin estetiği ve ihtişamıyla, bugünün çirkinlikleri ve zevksizliklerini kıyaslaması ve de kendine sorması gerekir: nerede yanlış yapıyoruz?!

SARDİS VE LYDİA KRALLIĞI

İlkçağda Batı Anadolu'da kuzeyde Bakırçay, güneyde küçük Menderes ve doğuda Gediz Irmağı'nın doğduğu yerle çevrili alana "Lydia Bölgesi" deniyordu. Lydia Devleti MÖ 7 yy'dan 6. yy'ın ortalarına kadar üç sülale boyunca, Batı Anadolu'nun en büyük devleti olmuştu ve kültürel açıdan hem batıdaki Yunanistan'la, hem de doğudaki çeşitli devletlerle ilişki içindeydi. Kültürü, ticareti ve ihtişamıyla son derece görkemli olan bu devletin zenginliğinin kaynağı Paktolos Çayı'nın (Sart Çayı) taşıdığı alüvyonlarda bulunan altındı.

Başkenti Sardis olan ve giderek Efes'i de egemenliğine alan Lydia Devleti'nin kralları tarihte bilinen ilk parayı MÖ 7. yy'ın ikinci yarısında bastırmışlardır. Daha sonra Karun (MÖ 560 - 546) altın ve gümüşü ayrıştırarak her iki metalden yapılmış sikkeleri tedavüle soktu. Uşak'ın Güre köyündeki tümülüslerde ele geçen ünlü "Karun Hazinesi" bugün Uşak Müzesi'nde sergilenmektedir.

Anadolu'nun piramitleri olarak nitelenen tümülüsler Lydia mimarlığından günümüze ulaşan en önemli yapılardır. Bintepe tümülüslerinin üçü olağandışı boyutlardadır. Bunlardan Gyges tümülüsü büyüklüğü (çapı 210 m) ve anıtsal görünümüyle dönemin gücünü ve zenginliğini yansıtır. MÖ 6. yy'da yaşamış Kral Alyattes için yaptırılan görkemli anıt ise Lydia tümülüslerinin en büyüğüdür. Çevresi 1115 m, çapı 535 m, yüksekliği 69 m olan bu yığma tepenin altında büyük bir mezar odası bulunmaktadır.

Persler, MÖ 6. yy'ın ortalarına doğru bütün yakındoğuyla birlikte Anadolu Yarımadası'nı da egemenlikleri altına aldılar. MÖ 456 yılında Pers kralı II. Keyhüsrev'in Lydia kralı Karun'u yenmesinden sonra Anadolu topraklarının tamamı Pers egemenliğine girmiştir. Anadolu'da Pers egemenliğinin 200 yıl sürmesinde I. Dara'nın kurduğu düzenli ulaşım ağının rolü büyüktür. Bu yollardan en uzunu ve önemlisi Sardis'ten başlayan ve Anadolu'yu batıdan doğuya kat ederek İran'ın içlerine kadar uzanan Kral Yolu'ydu. Herodotos, yaklaşık 2500 km uzunluğundaki bu yolun 90 günde alınabildiğini yazar.

İON KENTLERİ

Dor istilaları, MÖ 1200'lerde Akhaların Yunanistan'dan Anadolu'ya göç ederek bu bölgeye yerleşmeleriyle sonuçlanmıştır. Söz konusu göçlerle birlikte Batı Anadolu'da birbirinden farklı üç kültür bölgesi ortaya çıktı. Bunlar kuzeyde Aiolis, ortada İonia ve güneyde Karia. Büyük Menderes ve Gediz ırmaklarıyla sınırlanmış olan İonia bölgesi, her biri önemli birer kültür ve bilim merkezi olan 12 kentiyle Anadolu'nun bu dönem tarihine damgasını vurmuştur.

Bu kentler: Miletos (Balat-Akköy), Myus (Avşar), Priene (Söke-Güllübahçe), Didyma (Didim-Yeniköy), Ephesos (Efes-Selçuk), Kolophon (Ahmetbeyli), Lebedos (Kısık), Teos (Seferihisar), Erythrai (Ildırı), Klazomenai (Narlıdere), Phokaia (Foça) ve Sisam'dır.

Önceleri bir Aiolis kenti olan Smyrna da (İzmir) MÖ 7. yy'da sözü edilen bu kentlerin kurduğu konfederasyona katılarak bir İon kenti durumuna gelmiştir.

Çağdaş anlamıyla felsefe, tarihte ilk kez MÖ 7. yy'da İonialı düşünürler tarafından geliştirilmiş, akla ve deneye dayanan bilim görüşü de gene bu kültür odağında doğmuştur. Ayrıca Efes kentindeki Artemis, Didyma'daki Apollon ve Sisam'daki Hera tapınakları o dönemin en önemli inanç merkezleri durumundaydı. Efes Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri, Didyma Apollon Tapınağı Hellenistik dünyanın en büyük üç tapınağından biri, Priene kentindeki Athena Tapınağı İon düzeninin en gelişmiş, en güzel örneği ve Teos'taki Dionysos Tapınağı da dönemin en görkemli tapınaklarındandı.


Fotoğraf Albümü ............................... Sayfanın Başına Dön



Sayfa tasarım © Eylem Selen - Ekim 2000