Make your own free website on Tripod.com
Özgeçmiş
Tiyatro
Jeoloji
Arkeoloji
Fotoğraf
Şiir
Kendi Sesimden Şiirler
Jeolojik Bilgiler ve Jeolojik Zaman Tablosu
İzmir'in Jeoloji ve Deprem Haritaları
Son Değişikliklerle İmar Yasası ve Diğer Yönetmelikler
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Linkler

eylem@veezy.com
Bana her konuda yazabilirsiniz...

Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri


SiteRehberi.com Populer100

BELKIS - ZEUGMA

Gaziantep İli, Nizip İlçesi'nin 10 km. doğusundaki Belkıs Köyü'nde, Fırat Irmağı kıyısında, Zeugma Antik Kenti bulunmaktadır. Tarih öncesi çağlardan beri kesintisiz iskan gösteren bu yerleşimin önemi, Fırat Irmağı'nın Samsat'la birlikte en kolay geçit verdiği iki noktadan birisinde olmasıdır. Zaten "Zeugma" adı da "köprübaşı" veya "geçit yeri" gibi bir anlam taşımaktadır. Günümüzde, üzerinde fıstık ağaçları yetişmiş bulunan, 3-4 metre kalınlığında toprak tabakasıyla örtülüdür. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan bu antik kentin 1/3'ü, su tutulması Ekim 2000'de tamamlanan Birecik Barajı göl alanı altında kalmıştır.

Zeugma'nın Tarihi

Kent, Hellenistik Dönem'in önemli bir ticaret merkezidir. Bölgenin Roma İmparatorluğu egemenliğine girmesinden sonra, burada "IV. Lejyon" olarak adlandırılan askeri garnizonun yerleşmesi ile kentin önemi artmıştır. Zeugma'da ticaretin ilerlemesiyle sanatsal etkinlikler artmış ve kültürel bir gelişme sağlanmıştır. Antakya'dan Çin'e uzanan ipek yolunun Zeugma'dan geçmesi, Samsat'tan ırmak yoluyla ticaret yapılması, IV. Garnizon'un burada konuşlandırılması sonucunda, tüccarların kente yerleştiği ve Fırat manzaralı teraslara villalarını yapmış oldukları anlaşılmaktadır. Kentte gelişmiş bir sınır ticareti ve buna bağlı olarak büyük bir gümrük olmalıdır. İskeleüstü olarak adlandırılan tepede, bir arşiv odasında 65.000 adet mühür baskısının ele geçmiş olması, bu kanıyı güçlendirmektedir. Papirus, parşömen, para torbaları ve gümrük balyalarını mühürlemede kullanılan bu mühür baskıları, Zeugma'da, hem güçlü bir haberleşme ağının, hem de gelişmiş bir ticaretin varlığını göstermektedir.

Roma İmparatorluğu dönemindeki Londra ve Paris'ten daha büyük olan bu kentte zamanında yaklaşık 50 bin kişi yaşamaktaydı. Zeugma'daki kalıntıların mükemmel korunmuş olması sayesinde, Roma İmparatorluğu'nun doğu sınırındaki bir kentte sürmüş olan kozmopolit yaşam hakkında geniş bilgiler edinebiliyoruz.

Büyük İskender'in generallerinden Seleukeia Nikator I MÖ 300'de Belkıs/Zeugma'nın ilk yerleşimi olan "Seleukeia Euphrates" kentini kurar. Antik çağın önemli gezgin/tarihçilerinden biri olan Amasyalı Strabon, burasının Kommagene'nin dört önemli kentinden biri olduğunu ve burada ticaretin yapıldığını bildirmektedir. Kent, MÖ 64'de Roma İmparatorluğu'nun topraklarına katılır ve adı "geçit", "köprü" anlamına gelen ZEUGMA biçiminde değiştirilir. MÖ 256'da Sasani kralı Şapur, Belkıs/Zeugma'yı ele geçirir, kentte önemli tahribat olur. Bu tarihten itibaren Zeugma bir daha kendini toparlayamaz, Roma dönemindeki görkemine ulaşamaz. Bölge ile birlikte kentte, MÖ 4. yüzyılda, Geç Roma, MÖ 5-6 yüzyıllarda ise Erken Bizans egemenliği görülür. 7. yüzyıldaki Arap akınları sonucunda Belkıs/Zeugma terk edilir. 10-12. yüzyıllar arasında küçük bir Abbasi yerleşimi görülür. 17. yüzyılda Belkıs Köyü kurulur.

Arkeolojik Kazılar

Kazılara 1987 yılında Gaziantep Müze Müdürlüğü tarafından Belkıs Tepesi'nin güneyinde başlanmıştır. Ana kayaya oyulmuş oda mezar ve önünde yapılan bu kazıda, kaçakçılardan arta kalan çok sayıda heykel bulunarak Gaziantep Müzesi'ne taşınmıştır. Mezar sahiplerine ait kireç taşından yapılmış olan bu heykeller, şimdi Gaziantep Müzesi'nin Belkıs Salonu'nda sergilenmektedir.

1992-1997 yılları arasındaki kazılarda, Dionysos ve Ariadne'nin düğünü sahneli taban mozaiği ortaya çıkarılmıştır. Kazılarda bir villa tamamen, diğer bir villa ise kısmen açığa çıkarılmıştır. Villanın merkezinde, iç avlu içinde, tabanı geometrik desenli mozaik döşenmiş, sütunlu bir havuz vardır. Zemin kat odaları bu avluya açılmaktadır. Bu havuzun güneyindeki dikdörtgen planlı salonun tabanı Dionysos ve Ariadne'nin düğününün resmedildiği bir mozaik ile döşeliydi. Bu mozaiğin 2/3'lük parçası, 1998 yılında yerinden sökülerek çalınmıştır.

1993-1994 yıllarında Birecik Barajı'nın yapımı nedeniyle, yukarı terastaki Roma Villası'nı genişletme çalışmaları dışında, Şelte Deresi'nde, daha önceki yıllarda açılmış bir kaya mezarı önündeki terasta dizili olan kartal ve yün sepeti kabartmalı mezar stelleri, Çimlitepe Mevkii'nde, tonozlu bir mezarın önünde yer alan başı kesilmiş heykel ve Ayvaz Tepesi'nin kuzeybatısında, mevsim tanrıçalı resimli taban mozaiği, kaldırarak Gaziantep Müzesi'ne taşınmıştır. Gaziantep Müzesi'nin yaptığı kurtarma kazılarına 1993 yılında Batı Avustralya Üniversitesi'nden Prof. Dr. David Kennedy de katılmıştır. Bu kazıda Kelekağzı Mevkii'nin doğusundaki tepede, ulaşılan ilk Roma Villası'nın taban mozaik döşemesinin, kaçakçılar tarafından sökülmüş olduğu görülmüştür. Arta kalan harflerden, buradan sökülen resimlerin ölümsüz iki aşık Metiox ve Partenope'ye ait olduğu, yapılan araştırmada ise bunların ABD/Huston'daki özel Menil Koleksiyonu'nda bulunduğu saptanmıştır. Bu Metiox-Partenope mozaiği, Kültür Bakanlığı'nın girişimleri sonucunda Haziran-2000'de Gaziantep Müzesi'ne iade edilmiştir.

1996 yılında Birecik Barajı gövde duvarının temel kazısı sırasında bazı mozaik parçalarına rastlanması üzerine, çalışma durdurulmuş ve bu alanda arkeolojik kazı yapılmıştır. Bu kazıyla Belkıs kent sınırının doğuda Belkıs Köyü'yle sınırlı olmadığı, köyün yaklaşık 1 km. doğusuna doğru uzandığı saptanmıştır. Burada yapılan Roma Hamamı kazısında bir külhan, üç Calidarium, üç Tepidarium odası ile iki havuz, iki Frigidarium ve iki Apoditerium odası, bir soğuk su havuzu ile bir Latrina'dan oluşan hamam yapısının temelleri bulunmuştur. Hipokaust sistemi, taban mozaikleri, su künkleri, su dağıtım deposunun kaidesi ortaya çıkarılmış ve planı alınmıştır. Duvarların hemen tamamı yok olmuş, temel üstünde, ancak 30-40 cm'lik bir kısmı kalmıştır. Hamamdan elde edilen 36 parça geometrik mozaik kaldırılarak Gaziantep Müzesi'ne taşınmıştır.

1996-1998 yıllarında ise Fransa/Nantes Üniversitesi'nden Dr. Catherine Abadi Reynal sorumluluğundaki bir ekibin katılımıyla, Gaziantep Müzesi tarafından kurtarma kazıları yapılmıştır. Bu kazıyla birlikte Zeugma, bütünüyle ele alınmıştır. Kelekağzı Mevkii'nde yerleşim katları ve kanalizasyon sistemi ortaya çıkarılmıştır. Halme Deresi'nde Roma, Bizans evleri ve blok kesme taşlarla örülmüş kanalizasyon, Bahçedere Mevkii'nde zeytinyağı atölyesi açığa çıkarılmış olup, Belkıs kentini güneydoğu, güney, batı ve kuzeydoğudan yarım ay biçiminde saran nekropolisdeki mezarların tespiti yapılmıştır.

1998-1999 yıllarında Kelekağzı Mevkii'nde yapılan kurtarma kazısında anıtsal bir yapının, yaklaşık 20x15 m. boyutlarındaki bir salonunun resimli taban mozaik döşemesinin, önceki yıllarda parça parça sökülmüş olduğu saptanmıştır. Buradan Akratos, Mevsim tanrıçası, Satir ve çingene adı verilen bir kadın başı eski eser kaçakçılarından kurtarılmıştır.

Kelekağzıüstü Mevkii'ndeki I. yerleşim terasında yapılan kurtarma kazısında, bir binanın üç odası ve iki havuzu açığa çıkarılmıştır. İç avlu merkezindeki sütunlu havuzun taban mozaiğinde, ortada Okeanos ve Thetis'in büstleri, aralarında ise ırmak canavarı yer almaktadır. Üç köşesinde yunus balığı üstüne binmiş, birbirine sırtı dönük yerleştirilen Eros betimleri vardır. Sol üst köşede ise Pan, balık tutmaktadır. Kalker ana kaya olması sebebiyle Fırat Irmağı, 1. terasın yaklaşık yarısını eritmiştir.

Belkıs/Zeugma'nın ne kadar önemli ve hareketli bir şehir olduğunu ele geçen bu mozaiklerden başka, İskeleüstü Tepesi'nde bulunan Roma arşivi kanıtlamaktadır. Arşiv olduğu anlaşılan mekanda toplam 65.000 (altmışbeşbin) adet mühür baskısı ele geçmiştir. Bu sayı, diğer antik kentlerin tamamında bulunan mühür baskılarından (Bulla) daha çoktur. Üzerinde resimler olan mühür baskıları, papirüs, parşömen gibi dokümanların, değerli eşyaların konulduğu torbaların, yiyecek içecek kaplarının, gümrük balyalarının mühürlenmesinde kullanılmaktaydı. Bu mühürler posta gönderilerinin "alındı" veya malzemelerin "açıldı" kanıtı olarak arşiv odasında korunmaktaydı.

Ekim 1999 - 20 Haziran 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmaların ilk bölümünde, Mezarlıküstü Mevkii'nde, iki Roma villası tümüyle gün ışığına çıkarılmıştır. MÖ 256'daki Sasani saldırısı nedeniyle yangın katının altında kalan bu villalar, önce birinci katın eriyen kerpiç duvarları, daha sonra da yukarı teraslardan akıp gelen 3 m. kalınlığındaki erozyon toprağı ile örtülerek günümüze kadar korunmuştur. Bu sebeple oda içlerinde çok sayıda sikke, bronz şamdan, bronz ve pişmiş topraktan yapılmış kandil ve çömlek bulunmuştur. Ayrıca mozaikler ve freskler sapasağlam ele geçmiştir. Tonozlu kilerin ön kısmındaki iri erzak küplerinin arasında, bronz Mars heykeli sırt üstü yatık biçimde bulunmuştur.

Anılan villalarda yemek ve dinlenme odaları, sütunlu havuzlar, hazneli çeşmeler, kiler, mutfak ve ana kayaya oyulmuş sarnıçlar gün ışığına çıkarılmıştır. Villalarda dört adet sütunlu havuz ve hazneli çeşme ele geçmiştir. Çeşmelerin haznesinin biri mermerle kaplanmış, bir diğerine ise mermer görünümlü freskler yapılmıştır. Ayrıca çeşmelerin ikisinde, birbirinin benzeri, ağzında su akıtacağı boru tutan bronz aslan başı bulunmuştur. Çeşme haznesine dolan su, sığ havuza tahliye edilerek taban mozaiğine canlı bir görüntü vermiş olmalıdır. Korint mimarlık düzeni ağırlıklı sütun başlığına yumurta dizisi ve Ion kymationu yerleştirilmiş, Dor sütun başlıklarına ise kuşak ve yumurta dizisi yapılmıştır. Villaların temiz suyu, pişmiş topraktan yapılmış künklerle ve içi sıvalı, kapak taşlı kanallarla sağlanmıştır. Atık su ise kaba yontulu taşlarla örülmüş, 30x60 cm. boyutlarında kanallara tahliye edilmiştir. Villaların zemin kat duvarları kesme taş bloklarıyla, 1. kat duvarları ise kerpiç ile örülmüştür. Sadece kiler, mutfak, depo gibi yerlerde köşe ve duvar ortalarında kesme taş, aralarda ise kaba yontulu taş ve çamur kullanılmıştır.

Bu villalarda altı sığ havuz, üç yemek odası, dört dinlenme odası, iki kiler ve üç soyunma odasında olmak üzere toplam on yedi taban mozaiği ele geçmiştir. Bunlardan dört adeti geometrik, diğerleri mitolojik konuludur. Sırasıyla Akhileus, Musalar, Eros, Priske, Fırat ırmak tanrıları, tanrıça Demeter, Dionysos-Telete-Skyrtos, Perseus-Andromeda, Satiros kılığındaki Zeus-Antiope, Galatia, Tanrı Poseidon-Okeanos-Tethis, Dionysos-Ariadne, Venüs'ün doğuşu ve Satiros-Anitope mozaiği, içinde bulundukları mekanın mimarisi, freskleri ve buluntularıyla birlikte kaydedilip, resimli çekilip, çizimi yapılarak belgelendikten sonra Gaziantep Müzesi'ne kaldırılmıştır. İyi durumdaki mozaiklerden birinde, Fırat Irmağı'nın tanrısı Euphrates, bir kline üzerine uzanmış, dirseğinin altındaki testiden Fırat akmakta ve sulanan topraktan yeşillikler fışkırmaktadır. Fırat'ın çevresine sunduğu bolluk ve bereket, diğer bir mozaiğe daha konu olmuş, üç bin ırmak tanrısının kralı Akheloos, yemişler ve meyveler saçan bereket boynuzuyla birlikte betimlenmiştir. Fırat çevresinde yetişen üzüm, armut, incir, nar, yenidünya, ayçiçeği vs. meyvelerin resimleri, bu bordürde bereket boynuzu ve dallarla çevrilerek resmedilmiştir.

Villaların oda duvarları zengin motifli fresklerle süslenmiştir. Bu fresklerde tanrıça, tanrı, erkek, kadın, tavuskuşu, ördek, yılan ve kelaynak kuşları betimlerinin yanı sıra, bitkisel, üçgen, baklava dilimi vs. gibi geometrik desenli resimler de bulunmaktadır. İç avluya bakan duvarlarda ve çeşmelerde ise mermer görünümünde fresk yapılmıştır.

Kurtarma Projesi

Belkıs/Zeugma, 2000 yılı yaz aylarında Türkiye'nin en kapsamlı kazı ve kurtarma çalışmasına sahne oldu. 2000 yılı sonuna kadar yaklaşık %30'luk bir bölümü sular altında kalacak olan antik kentte, 11 ülkeden 100 civarında arkeolog ve 250'yi aşan işçiden oluşan çok uluslu bir kazı ekibi toprağın koynundan aldıklarını gün ışığına çıkardı, suların altında kalacak olanları ise bozulmadan kalabilmesi için korumaya çalıştı.

Belkıs/Zeugma'da 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı'nın "A" bölümünü oluşturan iki yerleşim terası (340-372 kotları), 20 Haziran 2000 tarihi itibariyle Birecik Barajı gölü altında kalmıştır. 04 Ekim 2000 tarihinde su altında kalacak olan "B" bölümünde ise (372-385 kotları), 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren Kültür Bakanlığı yönetiminde, Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi'nin (GAP-BKİ) koordinatörlüğünde, Packard Humanities Institute (PHI) ve Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralı Tesis ve İşletme A.Ş.'nin katılımıyla kurtarma çalışmaları yürütülmüştür. Zeugma Antik Kenti'nde ve GAP bölgesinde ivedi arkeolojik kurtarma çalışmalarını gerçekleştirmek üzere GAP İdaresi ile PHI arasında 07 Haziran 2000 tarihinde bir mutabakat zaptı imzalanmıştır. Bu mutabakata göre PHI çalışmaların finansmanı için 5 milyon dolara kadar yardımda bulunmayı taahhüt etmiştir.

Zeugma Antik Kenti'nin su altında kalacak ve 1/3'nden daha az bir bölümü olan A ve B alanlarındaki arkeolojik kurtarma ve belgeleme çalışmaları Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler genel Müdürlüğü'ne bağlı Gaziantep Müzesi Müdürlüğü başkanlığında Türk, Fransız, Amerikan, Avustralya, Avusturya, İngiliz (Oxford Arkeolojik Ünitesi ) arkeologlarının katılımıyla oluşan geniş bir ekip tarafından sürdürülmektedir.

A ve B alanının toplamından daha büyük olan ve su altında kalmayacak olan "C" bölümünde yapılacak çalışmalarla ilgili olarak, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, GAP İdaresi ve PHI arasında ilke bazında anlaşmaya varılmış olup, ayrıntılı program üzerinde çalışılmaktadır. Bu alanda uzun vadede kazılar, taşınır ve taşınmaz eserlerin restorasyonu ve konservasyonu, açık bir arkeolojik park oluşturulması ile bir müze yapımı planlanmakta, ayrıca bunların gerçekleştirilebilmesi için kamulaştırma çalışmalarına da yer verilmesi öngörülmektedir. PHI ile imzalanan protokole göre uygulama çalışmalarının, 5 yıllık bir çalışma programı kapsamında yapılması öngörülmektedir. PHI, yapılacak bu 5 yıllık çalışma programı için 50 milyon dolarlık destek sağlayıp, Tunus'takini de geride bırakacak dünyanın en büyük açık hava müzesinin oluşturulmasına katkıda bulunmak istemektedir.

Packard Humanities Institute (PHI)

PHI, Kaliforniya'da yerleşik ABD kökenli bir yardım kuruluşudur. Dr. David Packard tarafından kurulmuş olan vakıf, insani bilimler konularında eğitim ve araştırma, tarihi ve kültürel önemi bulunan eserlerin ve arkeolojik yerleşimlerin korunması ve insanlığa sunulması ile ilgili çalışmalarda bulunmaktır. Arkeolojik alanların korunma ve kurtarılması, vakfın özellikle yoğunlaştığı konulardandır.

2000 Yılında Yapılan Çalışmalar

B alanı bütün olarak ele alınıp, topografik çalışma ve yüzey araştırmaları yapılarak toprak üzerinde izlenen tüm yapı kalıntıları belirlendi. 10 ayrı Bölgeye ayrılan B alanında arkeolojik kazı ve kurtarma çalışmaları tamamlandı. Suyun yükselmesi ile özellikle Fırat'a yakın olan açmalarda, mozaiklerin ve duvar resimlerinin korunması ve belgeleme çalışmalarına yoğunluk verilmişti (çizim, fotoğraf, rölöve, plan). Bu açmalar toprakla doldurularak eserlerin sudan zarar görmesi önlenmiştir.

Bazı mozaikler ve duvar resimleri ise temizlenip, konservasyonu yapılıp, gelecek nesillere bırakılmak üzere sıvayla kaplanarak yerlerinde bırakılmıştır.

C alanı ise Birecik Barajı'ndan etkilenmeyecek olan ve antik kentin % 70'ini oluşturan bölge. C Bölgesi'nin, kentin kamusal alanının en yoğun olduğu bölüm olduğu tahmin ediliyor ve bu bölgeden elde edilecek buluntuların Zeugma ile ilgili önemli bilgiler içereceği düşünülüyor.

Zeugma'dan çıkartılan mozaiklerin sanat değerleri ve işçilikleri oldukça yüksek kalitede. Aralıksız süren kazılarda birbiri ardına mozaikler çıkarıldı. Bugüne kadar Zeugma'da çıkartılan mozaiklerin sayısı, şu anda Türkiye'nin en büyük mozaik müzesi olan Antakya Mozaik Müzesi'ndekilerden fazla. Ayrıca Roma dönemi kentinin devlet arşivi olduğu sanılan "bulla" adı verilen mühür baskıları, 90 bine yaklaşan sayısı ile şimdiden bir dünya rekoruna da imza atılmasını sağlamış durumda.

Dünya genelinde bugüne kadar kazı çalışması ile en çok mühür baskısının 21 bin eser ile Girit'te, Herakliepolis antik şehrinde bulunduğu dikkate alındığında, Zeugma'nın devasa büyüklükteki Roma İmparatorluğu'nun ticaret, haberleşme, yazışma ağının odak noktasında olduğu anlaşılıyor.

Dünya arkeoloji literatürüne geçecek bu büyük kazı ve kurtarma çalışmasının sonucunda, o yörenin kalkınması, turizm, rekreasyon ve kırsal kalkınma gibi boyutları ile alt bölge gelişme planının hazırlanması ve bu kazıların uluslararası standartlarda gerçekleştirilmesine yönelik olarak ICCROM (Uluslararası Roma Kentlerini ve Anıtlarını Koruma-Restorasyon Örgütü) ile temasa geçilmesi de öngörülmekte.

Kazılar tamamlandığında Zeugma, çıkartılan mozaiklerle, dünyanın en büyük mozaik müzesi olan Tunus'u bile geçebilecek ve Mezopotamya'nın bu en görkemli şehri bir açık hava müzesi olarak dünyaya kazandırılacaktır.

Belkıs/Zeugma'da Fırat Konulu Mozaikler

Fırat Nehri binlerce yıldan beri toprağı yeşertip çevresine bereket ve bolluk vererek, çeşitli uygarlıkları besleyerek kanyonlarda hızlı, düzlüklerde ise nazlı nazlı akar. Fırat'ın akışının nazlılaştığı, tepeden tırnağa yeşile bürünen Fırat Vadisi'nde, nehir manzaralı tepeler üstünde Selevkeia Euphrates (Zeugma) kenti kurulmuştur. Selevkos kralı Selevkos Nikator I kendi adıyla, kutsal sayılan Fırat'ın adını birleştirerek bu kente Selevkeia Euphrates adını vermiştir.

Duvardan duvara mozaikle kaplı olan zengin Zeugma kentinin mozaik ustası, antik dönemin mitolojik konularının yani sıra, etrafına bolluk ve bereket saçan Fırat Nehri'nin kutsallaştırılmasını da işlemiştir. Böylece Fırat Nehri ile ilgili mozaiklere yansıtılan sevgi, kutsallık ve tapınım ile ilgili betimler iki bin yıl öncesinden Belkıs/Zeugma'da günümüze ulaşmıştır.

Belkıs mozaiklerinin en önemli özelliği çok iyi durumda kalmış olmalarıdır. Bunun da sebebi Sasani saldırısıyla yakılıp yıkılarak birinci katın kerpiç duvarları altında kalan Roma dönemine ait evlerin daha sonra 3-4 metre kalınlığında erozyon toprağıyla örtülmüş olmasıdır. Bu mozaiklerin diğer bir özelliği MS I. ve II. yüzyılda devinim, vücuttaki canlı ifade, ışık gölge oyunu gibi Roma sanatının doruğa ulaştığı bir dönemde yapılmış olmalarıdır.

Belkıs/Zeugma'nın yakın çevresinde mermer yatakları yok. Villalarda görselliği vermek, insan ruhunu doyurmak için ise mozaik ve fresk yapılıyor. Zenginin de çok olmasıyla şehir baştan başa mozaiklerle döşenip, fresklerle kaplanıyor. Altı ana rengin her tonunun kullanıldığı mozaik taneleri (tessera) Fırat Nehri'nden toplanan doğal taşlardan yapılmış. Şayet mozaik sanatçısı açık mavi, açık yeşil ve turuncu gibi renklerde taş bulamaz ise bu renkleri camdan yapmış. Cam tesseralar (taneli) mozaiğe daha bir canlılık ve çekicilik vererek resimlere olağanüstü güzellik katmıştır.

Belkıs/Zeugma'da 1998-2000 yıllarında Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan acil kurtarma kazılarında gün ışığına çıkarılan Fırat Nehri konulu mozaikler şunlardır:

Fırat Nehri'nin babası Okeanos ve annesi Tethis: Bu taban mozaiğinde Fırat Nehri (Euphrates)'nin anne ve babası resmedilmiştir. Euphrates'in babası Okeanos ve annesi Tethis'in büstleri yan yanadır (Resim 1). Babası sakallı ve pala bıyıklı olup, saçına çift ıstakoz bağlı, sağ omuzu üzerine dümen yaslıdır. Tethis'in başında ise bir çift kanat vardır. Aralarında ırmak canavarı yer alır. Üç köşesinde yunus balığı üstüne binmiş birbirine sırtı dönük yerleştirilen Eros betimleri bulunur. Sol üst köşede ise Pan balık tutmaktadır.

Okeanos evrensel bir ırmaktır. Eşi tanrıça Tethis denizin verimliliğini simgeler. Üç bin ırmak tanrısı Okeanos ile Tethis'in çocuklarıdır. Okeanos'un oğullarından birisi de Fırat Nehri'dir. (Bu sebeple Fırat Nehri'nin kıyısında kurulmuş olan Belkıs/Zeugma da Fırat'ın babası büyük saygı görmüş, mozaiklere işlenmiştir.

Bu mozaik 1999 yılında Belkıs/Zeugma Kelekağzıüstü mevkiinde etrafı sütunlu sığ bir havuzun tabanında ele geçmiştir.

Fırat Nehri'nin anne ve babasının betimlendiği diğer bir mozaik de yine Belkıs/Zeugma'da ele geçmiştir. Bu mozaikte gümüş renkli çift atın çektiği altın arabaya oturmuş tanrı Poseidon sol elinde zıpkın tutmakta olup, alt kısmında Fırat'ın babası, nehirlerin baş tanrısı Okeanos ve eşi tanrıça Tethis'in büstleri vardır (Resim 2). Bu büstlerin duruşları ve zıt yönlere bakışları her iki mozaikte de birbirine yakındır. Omuzlarında iki nehir canavarı mevcuttur. Bunlar yunus balıkları, ahtapot ve karideslerle birlikte resmedilerek panoya deniz görünümü verilmiştir.

Anılan mozaik 2000 yılında Belkıs/Zeugma Mezarlıküstü mevkiinde Roma villasının sütunlu havuzunun (Peristil) tabanında bulunmuştur.

Fırat Nehir Tanrısı Euphrates: Fırat Nehri'nin tanrısı Euphrates Zeugma'da sekizgen sığ bir havuzun taban mozaiğinde işlenmiştir. Bu mozaikte Euphrates bir divan üzerine hafif yatar vaziyettedir. Dirseğinin altındaki testiden Fırat akmakta ve suyla buluşan topraktan yeşillikler fışkırmaktadır (Resim 3). Sol elinde bir dal tutar. Gövdesinin üstü çıplak, ayak ucunda bir ağaç mevcuttur.

Bu mozaik Belkıs/Zeugma Mezarlıküstü mevkiinde 2000 yılı kurtarma kazısında Roma villasının havuzlu koridorunda Fırat nehir tanrılarıyla birlikte gün ışığına çıkartılmıştır. Bu koridorda iki sığ havuz yer alır.

Fırat Nehri ile ilgili genç nehir tanrısı ve su perisi: Gövdesinin üstü çıplak genç nehir tanrısı dirseğini bir podyuma dayamış halde çimlerin üstünde hafif yan yatmaktadır (Resim 4). Sol üst köşede üçgen alınlıklı ve iki yanı avlu duvarlı bir bina resmi mevcuttur.

Bu genç nehir tanrısı Fırat Nehri'ne su sağlayan bir çayı (Merzimen) simgeliyor olmalıdır. Bu mozaik havuzlu koridorun taban mozaiğidir. Euphrates'in solunda dikdörtgen bir pano içinde resmedilmiştir.

Euphrates'in sağında ise bir su perisi çimlerin üstüne sol dirseğini dayamış hafif yan yatmaktadır (Resim 5). Dirseğinin altında pınar akmaktadır. Bu da Fırat'ı besleyen çaylara su sağlayan pınarları simgeliyor olmalıdır.

Bereket Tanrıçası Demeter: Fırat ile ilgili tanrıların batı bitişiğinde kare sığ bir havuz içinde buğday başakları ve çiçeklerle taçlandırılmış, sol omuzu üzerinde bereket boynuzu olan Demeter büstünün olduğu mozaik yer alır (Resim 6). Burada mozaik ustası önce suyu Fırat nehir tanrılarının olduğu havuzdan geçirip sonra bolluk ve bereket tanrıçası Demeter'in olduğu havuza ileterek Fırat'ın çevresine sunduğu bolluk ve bereketi tasvir edip, ürün ve üretim denklemini kurmuştur. Ayrıca, Demeter büstü sırasıyla sekizgen kuşak, sekizgen dalga kuşağı, doksan derece döndürülerek iç içe geçirilen iki eşkenar dörtgen ve bu dörtgenlerin sekiz köşesi aralarında sekiz balta betimi bulunan bezeklerin merkezindedir. Sekiz sayısının geometrik bezeklerle verildiği bu kompozisyon köşeleri ışkın süren bitkisel bezekli kare içine yerleştirilen dairevi bir kuşakla çevrilir. Bu panodaki sekiz sayısı Demeter'in kızı Persephone ile ilişkili olmalıdır. Çünkü, Zeus Persephone'nin yılın üçte ikisini (sekiz ay) yani çiçek açma ve meyve zamanını, annesi Demeter'in geri kalan üçte birini, yani kışı da kocası Hades'in yanında geçirmesini kararlaştırmıştır. Demeter tapımında da (efsanesinde) Persephone'den ayrılmaz. Bu anne kıza "iki tanrıça" da denir (Ertan A. 1996, Mitoloji Sözlüğü, S. 85). Bu sebeplerle anne, kız Belkıs/Zeugma mozaiklerinde de birbirinden ayrılmamış olup, burada Persephone sekiz sayısı kuralına göre yerleştirilen geometrik bezeklerle temsil edilmiştir.

Fırat Nehri'nin Kralı Akheloos: Fırat'ın bolluk ve bereketi diğer bir Zeugma mozaiğine daha konu olmuş, Fırat Nehri'nin kralı olan Akheloos'un başı yemişler ve meyveler saçan bereket boynuzuyla birlikte betimlenmiştir (Resim 7). Akheloos kanat biçiminde bıyıklıdır. Saçına çiçekler takılmış, alın üstü çift bereket boynuzuyla taçlandırılmıştır.

Fırat çevresinde yetişen üzüm, armut, incir, nar, yenidünya, ayçiçeği gibi meyvelerin resimleri bu mozaikte bereket boynuzu ve dallarla çevrilerek resmedilmiştir.



[Fotoğraf Albümü] .... [Sayfanın Başına Dön] ..... [Ana Sayfaya Dön]




Sayfa tasarım © Eylem Selen - Eylül 2001