Make your own free website on Tripod.com
Özgeçmiş
Tiyatro
Jeoloji
Arkeoloji
Fotoğraf
Şiir
Linkler

eylem@veezy.com
Bana her konuda yazabilirsiniz...

Şiirlerimi benim sesimden dinleyin...
Kendi Sesimden Şiirlerim

En son değişiklikleri ile imar yasası ve diğer yönetmelikler
Yasalar ve Yönetmelikler

Jeolojik zaman tablosu ve diğerleri...
Jeolojik Zaman Çizelgesi

İzmir'in jeoloji ve deprem haritaları
İzmir'in Deprem Haritaları
YASALAR VE YÖNETMELİKLER


TİP İMAR YÖNETMELİĞİ UYGULAMALARI HAKKINDA BAYINDIRLIK BAKANLIĞI GENELGESİ


Bayındırlık Bakanlığı Teknik Uygulama ve Araştırma Genel Müdürlüğü, 2 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlülüğe giren "3130 SAYILI KANUNU KAPSAMI DIŞINDA KALAN BELEDİYELER TİP İMAR YÖNETMELİĞİ"nde değişiklik yapan yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin bazı konulara açıklık getirmek amacıyla bir genelge yayınladı. 31.01.2000 tarihinde yayınlanan bu genelgeyi tümüyle yayınlayarak ilgilenen üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.

2.9.1999 tarihli ve 23804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile 3194 Sayılı İmar Kanununa ilişkin "3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin" bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
Bu değişiklikler ile, 572 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca özürlülerin yaşam kalitesini artırmak ve yönetmelikle ilgili olarak bugüne dek yaşanan aksaklıkların 3194 Sayılı Kanuna uygun olarak giderilmesi amaçlanmıştır.
3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin değişiklikleri ile getirilen hükümlerin uygulanması ile ilgili olarak, gerek ilgili idarelerden gerekse şahıslardan birçok tereddüt, soru ve sorun Bakanlığımıza iletilmiş olup, bu genelde ile ortak konulara açıklık getirilmesi gereği duyulmuştur.

A. PARSELASYON PLANI
İmar Kanununun 18inci ve 23üncü maddeleri uyarınca, imar planı hükümleri çerçevesinde uygulama yapılabilmesi için parselasyon yapılarak imar parsellerinin oluşturulması gerekmektedir. Bu işlem yapılmadan kadastral parsel üzerinden inşaat ruhsatı düzenlenmesi söz konusu olmayıp, istisnai hallere ilişkin açıklamalara, Yönetmeliğin 23üncü Maddesinde ve "İmar Kanununun 18inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 5inci Maddesinde yer verilmiştir. Diğer taraftan, İmar Kanununun 15 ve 16ıncı maddeleri ile belirlenen ifraz ve tevhit işlemleri, 18inci Madde kapsamında yapılacak arazi ve arsa düzenlemesi işlemi yerine geçecek bir işlem değildir. Bu maddeler uyarınca yapılacak işlemler, 18inci Madde uygulaması yapılarak imar parseli oluşturulmuş alanlarda gündeme getirilebilecek uygulamalardır.

İmar planlarının uygulanması, düzenli ve plana uygun gelişmeyi sağlamak amacı ile, öncelikle İmar Kanununun 18inci Maddesi uyarınca işlem yapılması ve imar parsellerinin elde edilmesi, kamu hizmet ve kullanım alanlarının kamu eline geçişinin sağlanması zorunludur.

B. YAPILANMA

İnşaat Ruhsatı İşlemleri
İmar Kanununun 21. Maddesi ile, Kanunun 27. Maddesinde belirtilen ve ruhsat alınmadan yapılması mümkün olan köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında, köyde sürekli oturan ve köy nüfusuna kayıtlı olanlar tarafından yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar dışında kalan tüm yapılar için inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni alınması zorunluluğu hükme bağlanmıştır. Yönetmeliğe göre, inşaat ruhsatı taleplerinde, dilekçe ekinde parsel durumunu belirleyen jeolojik raporun bulunması gerekmektedir.

Burada sözü edilen rapor, imar planı yapımı için zorunlu olan ve imar planına veri olan, yapılaşma kararlarını etkileyen, arazi yapısına göre gözlemsel ve/veya aletsel etütlerle elde edilen ve parselin bulunduğu bölge genelini kapsayan jeolojik etüt raporunun ilgili bölümüdür. Bu raporun şahıslar tarafından yaptırılması söz konusu olmayıp idare tarafından, imar durumu düzenlemesi sırasında dikkate alınması gereken ve risk durumunu da belirleyerek imar durumunda gerekli açıklamaları getirmeyi sağlayan, imar durumuna eklenerek talep sahibi şahsa verilen bir belgedir. Dolayısıyla inşaat ruhsatı talep aşamasında dilekçeye eklenmesi sağlanmış olacaktır.

İmar planı yapımı için jeolojik etüt raporu yapılması zorunlu ve imar planı kararlarına esas olmakla birlikte, raporun planı yapımı sırasında yapılmamış olması halinde ilgili idarece ivedilikle yaptırılması ve planların buna göre gözden geçirilmesi, bu aşamada imar durumu ve inşaat ruhsatı verilmemesi gerekmektedir.

Yönetmelikle ruhsata esas statik projelerin hazırlanmasından önce zemin etüdü yapılması gereği belirtilmiştir. Zemin etütleri ile ilgili jeolojik etütler, yerinde ve/veya laboratuvarda yapılacak zemin/kaya mekaniği deneylerini ve gerekli görülmesi halinde sondajları kapsayan araştırmalar jeoloji mühendislerince yapılacaktır. Temel kayanın bozuşmuş veya örtülü olduğu durumlarda, bozuşmuş kesim ve sağlam kayaya kadar olan derinlik, deprem riski, olası bir deprem anında zemine gelecek dinamik yüklere karşı zeminin davranışının ve zemin-temel-yapı etkileşiminin belirlenmesinde esas teşkil eden sismik dalga hızı değerlerinin zemin hakim titreşim periyodunun, zemin büyütmesinin belirlendiği araştırmalar jeofizik mühendislerince yapılacak, zemini oluşturan birimlerin fiziksel ve mekanik özelliklerini belirten rapor, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin ortak çalışması ile hazırlanacaktır.

Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplarının bu konuda uzmanlaşmış inşaat mühendislerince yapılarak söz konusu raporu eklenmesi ve statik projelerin bu sonuçlara göre hazırlanması gerekmektedir.

Zemin etütlerinin, ilgili idarelerin bünyesinde kurulacak, ilgili meslek mensuplarının görev aldığı birimlerde yapılması da mümkündür.

Şayet bu rapora göre ruhsat talep edilen parsel; birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde kalmıyor, jeolojik/jeofizik ve jeoteknik etütler sonucu yapılaşması yönünde hiçbir sakınca olmayan, doğal afet riski taşımayan, sıvılaşma, oturma, göçme, şişme ve kayma yönünden riski bulunmayan "yerleşmeye uygun alan" ise; toprak zemine oturan temeller için 2, kaya zeminlere oturan temeller için 4 katı geçmeyen konut yapıları için ayrıca "zemin etüdü" aranmaz. Bu alanlarda kalan resmi yapılar ile organize ve küçük sanayi alanlarında yapılacak yapılara ait zemin etütleri, jeolojik/jeofizik ve jeoteknik etüt raporlarında adanın bir kısmı için özel bir etüt türü önerilmemişse, imar adası bütününde yapılır.

Birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde kalan parsellerde jeolojik etüt raporunda sahanın kaya zemin ve homojen olduğu belirtilmiş ise, iki katı geçen yapılarda imar adası veya parsel bazında, sahanın toprak zemin olduğu durumlarda her parsel için zemin etüdü istenecektir.

Parsel, birinci ve ikinci derece deprem bölgesi dışında olmakla birlikte, jeolojik etüt raporunda "önemli alan olarak sınırlanan alanlarda" olup da gerekli önlemler alınması kaydı ile yapılaşmaya açılmış ise, ilgili idarece yapı sahibinden parsel bazında zemin etüdü yaptırılması ve statik projelerin zemin etüdü sonuçlarına göre hazırlanması istenir.

Söz konusu etütlerle ilgili rapor, Bakanlığımızca yayımlanan "Zemin ve Temel Etüdü Raporunun Hazırlanmasına İlişkin Esaslar"a uygun olarak düzenlenecektir.
Her koşulda, "Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uyulması zorunludur.

Aynı şekilde Yönetmeliğin 57inci Maddesinde getirilen değişiklik uyarınca; parselin köşe noktalarının tespit edildiği belge temin edildikten sonra, yapının imar durumuna uygun olarak projelendirilmesi amacı ile, ilgili idare tarafından aplikasyon krokisi düzenlenir.

Proje müellifi, bu kroki ve yönetmelikte sayılan diğer veriler (yol kotu tutanağı, kanal kotu tutanağı) ile birlikte harita mühendisi tarafından ölçekli olarak hazırlanan ve yapının oturacağı noktaları kesin olarak belirleyen aplikasyon belgesini esas alarak, Yönetmelikte öngörülen hususlar çerçevesinde, projesini hazırlamakla yükümlüdür. Yapının inşasına başlarken harita mühendisi, düzenlenen aplikasyon belgesinin araziye doğru olarak uygulanmasını sağlar. Ayrıca özelliği olan yapılarda (kültür merkezi, ticaret merkezi, sağlık ve eğitim tesisleri, toplu konut ve kooperatif yapılar vb) mimari projeye eklenen peyzaj projelerinin peyzaj mimarları tarafından hazırlanması zorunludur.

Projelerin teslimi sırasında idareye verilecek büro tescil belgesinin her iş için ayrı ayrı düzenlenmesi zorunlu olmayıp, yılda bir kez düzenlenen büro tescil belgesi örneği yeterlidir. Bu husus fenni mesuliyet uygulamalarında her iş için ayrı büro tescil belgesi aranması zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Daha Önce Yapılmış Müracaatlar
İmar Kanununun 29uncu Maddesinde, "başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, 5 yıllık ruhsat süresi içerisinde tamamlanamamakla birlikte bu süre dolmadan yenilenme ruhsatı talebinde bulunulan yapılar için geçerlidir. Dolayısıyla 2.9.1999 tarihinden önce, tüm projeler hazırlanarak ruhsat almak üzere ilgili idareye teslim edilmiş ancak, o tarihte ruhsat düzenlenmemiş ya da düzenlenmiş olmakla birlikte 2 yıl içinde yapının inşasına başlanmamış ise, bu durumda yukarıdaki hükümden yararlanmak mümkün değildir. Bu gibi hallerde, projelerin yürürlükteki plan, yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Ruhsat Yenileme İşlemleri
İmar Kanununun 31inci Maddesi, inşaatın bittiği günün yapı kullanma izninin verildiği tarih olduğunu 5 yıl içinde bitirilemeyen yapılar için ruhsat yenilemesi yapılmadığı taktirde ruhsatın hükümsüz olacağını, bu durumda yeniden ruhsat düzenlenmesi gerekeceğini hükme bağlamıştır. Yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuat hükümlerine uygun olarak inşaatın 5 yıllık süre içerisinde ruhsat ve eklerine uygun olarak tamamlandığının kanıtlanması halinde, ilgili idarece yapının yapıldığı tarihteki mevzuat uyarınca, yeniden ruhsat ve yapı kullanma izni düzenlenmesi mümkündür. Bu belge düzenlenmeden önce tapu müdürlüklerinden "cins tashihi" yapılması istenir.

Yapı Kullanma İzni
Yönetmeliğin 64üncü maddesi ile, yapı kullanma izni düzenlenmeden önce, proje müelliflerinden yapının projelerine, fen ve sağlık kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını belirten rapor istenmektedir. Bu hüküm ile, 5864/4110 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında kalan projelerin, aslına uygun olarak inşa edildiğinin, proje müellifi tarafından da kontrolü amaçlanmıştır.

Yapı kullanma izninin kısmi olarak düzenlenebileceği, İmar Kanunu hükmüdür.

Yapının tamamı veya tamamlanan kısımları için yapı kullanma izni düzenlenmesi sırasında, sadece bağımsız bölüme yapı kullanma izni düzenlenmesi söz konusu olmadığı gibi, kullanıma hazır hale gelmiş bağımsız bölümlerle birlikte ortak kullanım alanlarının da kullanıma hazır hale gelmiş olması zorunludur. Yapının ortak kullanım alanların tamamlanarak kullanıma hazır hale gelmeden, yapının tamamının veya tamamlanan kısımlarının kullanılması mümkün değildir. Sadece bağımsız bölümler için kullanma izni düzenlenmesi halinde, yapının ortak kullanım alanlarının kullanma izni olmadığından, İmar Kanunu hükümlerine aykırı davranılmış olacak, Kanunu 29uncu Maddesi ile ilgili uygulamalar da süre açısından aşılamaz sorunlarla karşılaşacaktır. Zira, kısmi kullanma izni düzenlenmiş olması, 29uncu maddedeki süreleri etkilememektedir.

Daha önce kısmi kullanma izni düzenlenmiş olması, yapının tamamının bitmesi sonrasında düzenlenmesi gereken ve yapının tamamının kullanılmasında sakınca bulunmadığını belirleyen yapı kullanma izninin ayrıca düzenlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak daha önce kısmi yapı kullanma izni düzenlenen yapı bölümleri için tekrar harç alınmaz.

Yapının tamamı veya bir bölümünün ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmesi halinde, bu kısımlar mevzuata uygun hale getirilmeden, uygun olan kısımları için de kullanma izni düzenlenemez.

Kamu Yapıları
İmar Kanununun 26ıncı Maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapıların, imar planında o maksada ayrılmış olmak, plan ve mevzuata aykırı olmamak üzere, mimari, statik ve her türlü fenni mesuliyeti ilgili kurum ve kuruluşça üstlenilmesi ve mülkiyetin belgelenmesi kaydıyla avan projeye göre ruhsata bağlanabileceğini hükme bağlamıştır.

Buna göre, kamu kuruluşlarınca yapılacak ya da yaptırılacak her türlü yapı için, imar planı kararı bulunması zorunludur. Bu tür yapıların fenni mesuliyetinin, yapı sahibi ilgili kurum tarafından üstlenilmesi ve bu sorumluluğu alacak kişilerin o kurum tarafından istihdam edilmesi gerekir. Ancak, ilgili kurumda bu nitelikte eleman bulunmaması halinde, yine kamu kurumu niteliğinde olmak kaydıyla başka bir kurumdan da fenni mesul/mesuller temin edilmesi mümkündür.

Ancak, diğer tüm yapılarda olduğu gibi, kamu yapılarında da fenni mesuliyet üstlenilmesi için, her türlü ihtisas konusu ile ilgili olarak, mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi, harita mühendisi ve gerektiğinde peyzaj mimari bulundurulması zorunludur.

Ayrıca, kamu yapılarının inşasında, Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliği esaslarına uyulması zorunlu olup, bu yapılar için Yönetmeliğin 2.9.1999 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelikle değişik 35. Maddesinde yer alan "sürveyanlık hizmetleri" ile ilgili esaslara uyulması da gerekmektedir.

Diğer taraftan, Yönetmeliğin değişik 59uncu Maddesinde de kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak olan karayolu, demiryolu, tünel, köprü, menfez, baraj, hidroelektrik santralı, sulama ve su taşıma hatları, enerji nakil hatları, boru hatları (doğalgaz petrol boru hattı vb), silo, rafineri gibi enerji, sulama, doğal kaynaklar, ulaştırma hizmetleri ile ilgili tesisler ve bunların müştemilatı niteliğinde olan kontrol kulübesi, trafo, eşanjör, elevatör, konveyör gibi yapıların inşaat ruhsatına tabi olmadığı, bu tür tesislerin inşasına bağlanacağının ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu tarafından mülkiyete ilişkin bilgiyle yazılı olarak ilgili idareye bildirilmesi gerektiği, hükme bağlanmıştır. Bu maddede sözü edilen "ulaştırma hizmetleri ile ilgili tesisler" ifadesi ile karayolu, demiryolu, tünel, köprü vb. tesisler kastedilmekte olup madde hükmü terminal, gar, otogar ve benzeri tesisleri, maddede sayılan tesislerle bağlantılı da olsa lojman, sosyal tesis ve benzeri tesisleri kapsamamaktadır.

Konut Alanlarında Yapılabilecek Gündelik İhtiyaç Kapsamındaki Yapılar
Yönetmeliğin 32. Maddesi ile, imar planında konut alanında kalmakla birlikte, belediyece uygun görülen yol güzergahlarında, binaların zemin katlarında halkın günlük zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ticari kullanımların yer alabileceği belirlenmiştir. Bu madde kapsamında kalan ticari kullanımlar bakkal, kasap, manav, kuaför, tuhafiyeci, eczane (üretim yapılmayan) olarak sayılabilir. Bu hükme dayanılarak, imar planında konut alanı olarak belirlenmiş alanlarda bulunan tüm yapıların zemin katlarının ticari kullanıma dönüştürülmesi söz konusu olmadığı gibi, parsel derinliğince de yapı yapılamaz. Bu alanlarda Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği kapsamında kalan ticari kullanımlara ve depolama faaliyetlerine izin verilmez. Ticari kullanımlar nedeniyle binaların zemin katlarında taşıyıcı unsurları etkileyen ve zayıflatan tadilatlara izin verilmez.

Su Depoları
Su depolarının bina büyüklüğüne dayalı olarak belirlenecek hacimde yapılması gerekmektedir. Depoların, binaların bodrum katlarında, çatıda veya bahçede (yeraltında veya yer üstünde) düzenlenmesi mümkündür.

C. DENETİM
İlgili İdarelerin Denetimi
İlgili idareler ruhsat verilen yapıların denetimlerini yapmakla yükümlüdürler. Bu amaçla, belirli dönemlerde yapının kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Bu kontroller, inşaata başlama ve inşaatın bitimine dair sürelerin aşılarak yapıların ruhsatsız konuma düşmemesi için de gereklidir. İdare, ruhsat düzenlediği yapıları, süre, mevzuata ve projelere uygunluk, Kanun ve Yönetmelikte belirlenen çalışma yöntemine uygunluk, Yapı defterlerinin tutulup tutulmadığı ve yapının durumuna dair incelemeler kapsamında yapılmalıdır.

Yapının fenni mesullerinin ve diğer teknik görevlileri ile yapı sahibi ve müteahhidin sorumlulukları, ilgili idarenin kontrol sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Fenni Mesuliyet
3194 Sayılı İmar Kanununun 38inci Maddesi; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanması ve bunların uygulanması ile ilgili fenni mesuliyetlerin, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre mühendisler, mimarlar ve görev yetki ve sorumlulukları yönetmeliklerle düzenlenecek olan fen adamlarınca deruhte edileceğini hüküm altına almıştır. Buna göre mimari projelerin mimarlar, peyzaj projelerinin peyzaj mimarları, statik projelerin inşaat mühendisleri, tesisat projelerinin makine mühendisleri, elektrik projelerinin ve asansör vb. projelerin elektrik mühendisleri ile yapının özelliğine göre elektrik ve makine mühendislerince birlikte hazırlanması, projenin zemine aplikasyon aşamasında harita mühendisinin de bu konu ile ilgili sorumluluğu üstlenmesi gerekmektedir. Fen adamlarının fenni mesuliyet üstlenmelerine dair kurallar, "İmar Kanununun 38. Maddesinde Sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" hükümleri ile belirlenmiştir. Buna göre, mimar ve mühendis bulunmayan hallerde, fen adamları Yönetmelikte belirlenen yetki sınırları çerçevesinde fenni mesuliyet üstlenebilmektedir.
Proje müelliflerinin, Yönetmeliğin ilgili diğer hükümlerine uymak koşulu ile, yapının inşası sırasında kendi uzmanlık konuları ile ilgili fenni mesuliyetini de üstlenmeleri mümkündür. Ancak, yapının müteahhidinin aynı yapıda fenni mesuliyet ve/veya sürveyanlık üstlenmesi mümkün değildir.

Yönetmelikte aynı anda üstlenilecek fenni mesuliyet sayısı sınırlandırılmış ve fenni mesuliyet üstlenilecek yapı sayısının aynı anda 10 adetten fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır. Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınmış fenni mesuliyet yükümlülüğü hangi sayıda olursa olsun devam edebilecektir. Ancak, 2.9.1999 tarihinden sonran 10'dan fazla yapı ile ilgili fenni mesuliyet devam ediyor ise, fenni mesuliyet sayısı 10'un altına düşene kadar ilave fenni mesuliyet alınması mümkün olmayacaktır. Bu sayısının 10'dan az olması durumunda 10 sayısını tamamlayacak miktarda fenni mesuliyet alınabilecektir. Bu sayının kontrolü, fenni mesuliyeti üstlenilmek istenen yapıların her birisi için alınacak büro tescil belgesi ile ilgili meslek odası tarafından yapılacaktır.

İmar mevzuatına göre inşaat ruhsatı tapu esas alınarak her bir parsel için düzenlendiğinden, bir parselde birden fazla sayıda yapı bulunması halinde parsel üzerindeki yapılar tek yapı olarak değerlendirilecektir.

Gerek idarelerden gerekse şahıslardan intikal eden sorunların başında fenni mesuliyet üstlenecek meslek mensubu sayısının yetersizliği gelmektedir. Kanunun 29uncu Maddesinde belirlenen yapıma ilişkin süreler maksimum süreler olduğundan, bu sorunun çözümlenebilmesi için, yapı sahibi ile fenni mesul arasında yapılacak noter tasdikli sözleşme ile yapının türü ve büyüklüğüne göre, olabilecek en kısa sürede tamamlanacağı taahhüt altına alınabilir. Bu belgenin bir örneği de ilgili idareye verilir.

Yönetmelikte, yapının belli aşamalarında fenni mesullerin bizzat inşaat mahallinde bulunması zorunlu kılınmıştır. İşin konusuna göre ilgili fenni mesuller, yapının inşasının belli aşamalarında yerinde bulunarak tespitlerini yapı denetim defterine işlemekle yükümlüdürler. Yapı denetim defteri, TMMOB tarafından hazırlanacak ve fenni mesuller söz konusu defteri ilgili meslek odalarından büro tescil belgeleri ile birlikte parselde bulunan her yapı için bir adet olacak şekilde temin edeceklerdir. Bu defter sürekli şantiyede bulunacak, ruhsatı düzenleyen idare tarafından belli aralıklarla denetlenecektir.

D. CEZA
Bilindiği üzere, 3194 Sayılı Kanunun 42. Maddesi uyarınca, uygulanacak para cezalarının miktarları, 7.12.1988 tarih ve 3506 Sayılı Kanun ile 6.12.1989 tarih ve 3591 Sayılı Kanuna göre hesaplanmaktayken, 1.8.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4421 Sayılı Türk Ceza kanunu ile Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4. Maddesinin 7 no'lu bendi ile, 9.1.1981 tarihinden 31.12.1987 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları üçyüzdoksanüç (393) misline çıkartıldığından, 3506 Sayılı Kanunun bu maddelere ilişkin hükümleri yürürlükten kalkmıştır.

Dolayısıyla, 3194 Sayılı İmar Kanununun 42. Maddesindeki para cezalarının artırımında 500.000 TL ve 25.000.000 TL esas alınarak işlem yapılması gerekmektedir. Ancak 4421 Sayılı Kanunun 5. Maddesi ile kanunlardaki para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. Maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen "Yeniden Değerleme" oranında artırılarak uygulanacağı ifade edildiğinden, 393 misli artırma ile belirlenen para cezalarının 1.1.2000 tarihinden itibaren 1999 yılı Aralık ayında ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacaktır.

Buna göre, 1.8.1999 tarihinden sonra geçerli para cezaları:
Alt limit : 500.000 x 393 = 196.500.000 TL
Üst limit : 25.000.000 x 393 = 9.825.000.000 TL olarak belirlenmektedir.

Belirlenen bu miktarlar 2000 yılında, 18.11.1999 tarih ve 23880 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ ile %52.1 olarak belirlenen yeniden değerleme oranında artırılacak uygulanacaktır.
Bilgilerinizi, gereğinin bu doğrultuda yerine getirilmesi için, Genelgenin ilginiz dahilindeki belediyelere duyurulmasını rica ederim.


Koray AYDIN
Bakan



Bilgisayarıma indir...Kaydet


Yasa Başlıklarına Dön ...................... Sayfanın Başına Dön



Sayfa tasarım © Eylem Selen - Ekim 2000