Make your own free website on Tripod.com
Özgeçmiş
Tiyatro
Jeoloji
Arkeoloji
Fotoğraf
Şiir
Kendi Sesimden Şiirler
Jeolojik Bilgiler ve Jeolojik Zaman Tablosu
İzmir'in Jeoloji ve Deprem Haritaları
Son Değişikliklerle İmar Yasası ve Diğer Yönetmelikler
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Linkler

eylem@veezy.com
Bana her konuda yazabilirsiniz...

Güneydoğu Anadolu İzlenimleri
Güneydoğu Anadolu İzlenimleri


SiteRehberi.com Populer100

ŞANLIURFA - EDESSA

1997 Genel Nüfus Tespiti sonuçlarına göre nüfusu 1 milyonun üzerinde ve büyükşehir belediyesi konumunda olan Şanlıurfa, genel nüfusu itibariyle 9., il merkez nüfusu itiberiyle ise Türkiye'nin 13. büyük ilidir. "Peygamberler Şehri" olarak da anılan Şanlıurfa pek çok efsaneye konu olmuştur. Örneğin Hz. İbrahim'in doğduğu mağara ile Hz. Eyüp'ün çile çektiği söylenen mağaralar bugün Urfa'nın önemli bir inanç turizmi merkezi haline gelmesini sağlamıştır.

Kentin Tarihi

Şanlıurfa'nın bilinen belgesel tarihi MÖ 2000 yıllarında Hurri-Mitanni devletini kuran Hurriler ile başlar. Bu devletin başkenti Vaşugan (Resul Ayn)'di. Bu dönemde Şanlıurfa büyük bir kültür merkezi olmuştur. Daha sonra büyük tarihi göçlerle bu bölgeye Sümerler ve Sümer Uygarlığı hakim olmuştur. Sümer, Akat ve Elam Uygarlıkları'na tanık olan kente, zamanla Asurlular egemen oldular. Asur Devleti'nin M.Ö. 606 yılında yıkılmasından sonra kent, MÖ 7 yy'da İranlı Medler tarafından zaptedildi ve MÖ 3. yy'a kadar Medlerin elinde kaldı. Şanlıurfa M.Ö. 332 tarihine kadar Pers İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır. Pers Kralı III. Dara (Daryus) İsos Savaşı'nda Mekadonya Kralı İskender'e yenilince, Yukarı Mezopotamya ve dolayısiyle Şanlıurfa, Makedonyalılar'ın eline geçmiştir.

Makedonya'daki Edessa kentiyle benzerliğinden ötürü Edessa adını alan kent eski yerleşimin yerine Büyük İskender'in generallerinden biri olan Seleukos I döneminde yeniden kurulmuştur (MÖ 303). Doğu ve batıyı birleştiren yolların kavşak noktasında olması nedeniyle önemli bir kültür merkezi olarak gelişen kent, Selefkos Devleti'nin zayıflamasından sonra Arap kökenli Abgar hanedanlığının (Osrhoene Krallığı'nın) merkezi oldu (MÖ 132 - MS 214). Latin tarihçilerinden Tasitüs ve Pelin, Osrhoene krallarını Abgar diye adlandırmışlardır. Hıristiyanlık dininin V. Abgar (Ukama) zamanında Urfa'da yayıldığı ve Ukama'nın Hz. İsa'yı Urfa'ya davet ettiği rivayet edilmektedir. Daha sonra sırasıyla Parthların ve de Romalıların eline geçen kent (MS 216) Roma İmparatorluğu'nun doğu sınırının en önemli yerleşimlerinden biri oldu. Roma İmparatorluğu'nun bölünmesinden sonra (395) Bizans İmparatorluğu'nun sınırları içinde kalan kent, Hıristiyanlığın ilk büyük merkezlerinden biri olarak gelişti. Edessa, Süryani edebiyatının merkezi oldu.

Kent Hz. Ömer zamanında 638'de Araplarca işgal edildi. Arapların Diyar-ı Mudar adını verdikleri kent bu dönemde "Ruha" diye anılmaktaydı. Hz. Osman zamanında Şanlıurfa ve tüm El Cezire eyaleti Şam'a bağlanarak Ebu Süfyan'ın oğlu Muaviye'nin yönetimine bırakılmıştır. Şanlıurfa artık İslam'ın bir sınır şehridir. Kent, Emevi yönetiminde 90 yıl büyük bir sükun ve huzur içerisinde gelişmesini sürdürmüştür. Miladi 750 yılında Emevi-Abbasi çatışması sonucunda Emeviler'in kesin yenilgisinin ardından Abdullah Bin Ali komutasındaki Abbasi orduları ciddi bir direnişle karşılaşmadan Şam ve Şanlıurfa havalisini Abbasi yönetimine bağlamıştır.

Kent 1031'de yeniden Bizanslıların eline geçti (1031-1087). Üçüncü Selçuk Sultanı Melik Şah, babasının yolunda yürüyerek Selçuklu İmparatorluğu'nun hudutlarını genişleterek, yolu üzerinde bulunan Şanlıurfa'yı kısa bir kuşatmadan sonra Bizans'tan kurtarmış ve şehri, komutanlarından Bozan Bey'in idaresine bırakmıştır (1087). Fakat 1098'de haçlı ordularınca işgal edilen kent, Edessa kontluğunun merkezi haline getirildi (1098-1146). Kent, 1146 yılında Musul Atabeyi Alaattin Zengi'nin oğlu Nurettin Mahmut ve onun Başkomutanı Selahattin Eyyubi tarafından geri alınarak Fransız Kontluğu'na son verilmiştir. Bu durum 2. Haçlı Seferi'ne neden olmuştur.

Selçuklu Devleti'nin yıkılışından sonra 1182'de Selahattin Eyyubi'nin eline geçen kent, Eyyubi melikleri tarafından yönetildi ve 1250 yılına kadar Eyyubi Devleti'nin yönetiminde kaldı. 1234 haziranında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaettin Keykubat'ın ele geçirdiği kenti, Melik Kamil dört ay sonra geri aldı.

1260'da Hulagu'nun yönetimindeki Moğollar, Urfa'dan geçtiler. Eyyubi Devleti'nin yıkılışıyla kent, 1399'da Timur'un istilasına uğramıştır. 1404'te Akkoyunlu Karayülük Osman Bey tarafından zapt edilen kent, 1514'te Safevilerin eline geçene dek Akkoyunlu emirler arasında çatışmalara konu oldu (1426'da Mısır Memlukluları şehri kuşatıp yönetimi ele aldılar. Kent, 1450 yılında Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah döneminde Karakoyunlu yönetimine girmiş, fakat Kuveys bir yıl sonra şehri ve kaleyi tekrar geri alarak Karakoyunlular'ı Şanlıurfa'dan kovmuştur. Böylece Şanlıurfa, Memluklar'a bağlı olmak şartıyla Karakoyunlular ile Akkoyunlular arasında sürekli el değiştirmiştir.) 4 Mayıs 1516'da Osmanlı egemenliğine geçen kentte 1518'deki kayıtlara göre 3 cami, 12 mescit, 4 hamam, 2 kervansaray, 1 bedesten ve 1 darphane bulunmaktaydı.

Kurtuluş Savaşı sırasında 11 Nisan 1920 günü Fransızlar'a karşı girişilen bağımsızlık mücadelesinin anısına şehre "şanlı" ünvanının verilmesi TBMM tarafından 12.6.1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmış ve kanun 22 Haziran 1984 tarih 18439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kentteki Eserler

Yalçın bir kaya üzerinde yer alan kalenin yapımı antikçağa değin inmektedir. Çeşitli dönemlerde de onarılarak kullanılan bu yapı iç kale ve dış kaleden oluşur. Daire planlı iç kalenin duvarları 25 burçla güçlendirilmiştir (1462 tarihli onarım yazıtı vardır). Dörtgen planlı dış kale Bey kapısı, Samsat kapısı, Harran kapısı ile dışa açılır. İç kale ile dış kale arasında evler ve saraylar yer almaktaydı. Halk arasında "mancınık" diye bilinen 17,25 m yüksekliğinde, 4,60 m çapındaki çifte sütun, Osrhoene krallarınca yaptırılmıştır (sütunlardan biri yazıtlıdır). Osrhoene Krallığı devrine ait tarihi eserlerin en kıymetlisi olan bu sütunlar Osrhoene krallarından Eftuha tarafından eşi Şalmet adına dikilmiştir.

Kızıl Kilise adıyla bilinen bir Süryani kilisesinin yerine inşa edilen Ulu Camii'nin yapım tarihi kimi kaynaklarda 1145 olarak belirtilmektedir. Camiden kopmuş durumdaki kesme taştan, sekizgen kaideli ve gövdeli minare, aslında kilisenin çan kulesidir. Saatli petek bölümü sonradan eklenmiştir. Avluda Haçlı savaşlarında şehit düşen komutanların mezarları ve türbeleri bulunmaktadır.

Halilülrahman Gölü'nün güneybatısındaki aynı adla anılan cami yörede Döşeme Camii olarak da anılmaktadır. Bu yapının güneydoğu köşesindeki medresenin 1211'de Melik Eşref Muzafferettin Musa tarafından inşa ettirildiğini gösteren yazıtı bulunmaktadır.

Sultan Hasan (Hasan Paşa) Camisi iki bölümden oluşmaktadır. Tek kubbeli, kare planlı bölüm Tokdemir adlı bir Türk beyi tarafından; bitişiğindeki üç kubbeli, üç sahınlı bölümse Uzun Hasan adına Şeyh Yakup tarafından yaptırılmıştır (15. yy ikinci yarısı).

Ak Cami (Nimetullah Camisi) altıgen şemalı camilerin Güneydoğu Anadolu'daki en önemli örneğidir. 16. yy başlarında Nimetullah Bey tarafından yaptırıldığı sanılan bu caminin kare kaideli, silindirik gövdeli minaresi kentteki minarelerin en yükseğidir.

Beylerbeyi Camisi (16. yy), Kadıoğlu Camisi (17. yy), Akka valisi Rızvan bin Ahmet Paşa'nın yaptırdığı Rızvaniye Camisi ve medresesi (18. yy ilk yarısı), Gümrük Hanı (16. yy) kentteki diğer eserlerdir.



[Fotoğraf Albümü] .... [Sayfanın Başına Dön] ..... [Ana Sayfaya Dön]




Sayfa tasarım © Eylem Selen - Eylül 2001